Listeler
Filmler
Anasayfa
Rauf
Türler
:
Dram
Yapımı
:
2016 - Türkiye
Süre
:
94 dk
Favori
:
0 kişinin favori filmi
Hit
:
145 görüntülenme

Rauf

Dikkat filmi izlemeyenler için açıklama spoiler içerebilir!
Doğu taraflarında yaşanan sıkıntılar, bir o kadarda oradaki zorluklarla yaşamlarını sürdüren aileler, kendi emekleriyle oradaki yapılabilecek işlerde geçimlerini karşılamak için çaba sarf eden insanlar filmin geçtiği ortam bunu yansıtmaktadır.

Çocukluk oralarda belkide en eğlenceli dönemleri yaşatmaktaydı, ufak tefek kendi çaplarında eğlencelerle hayatlarına az da olsa renk katmaya çalışan çocuklar vardı. İçlerinden üç çocuk ise kendi çaplarında dostlukları olup birbirlerine şakalaşma olsun, oyun oynamak olsun hatta yardımlaşmak olsun birbirlerinin sırdaşı olan muazzam dostlukları vardı. O üç çocuktan biri ise kendinden ne kadar yaşça büyük olsada genç kızı her gördüğünde gülümserdi ama bunun nedenini bir türlü anlayamazdı. Arkadaşlarıda şakasına onla uğraşırdı onu görmek onun için belkide alışılmadık ama bir o kadarda güzel bir şeydi. Okuma yönünden pek avantajı olmayan çocuğun babası onu çırak olarak birinin yanına vererek iş öğrenmesini istemişti. Çocuğun ustası ise o genç kızın babasıydı, belkide sevincini içinde tutmak onun için çok zor bir hal almıştı, zamanla kız mektup yazıp çocuktan göndermesini ister. O da ne yapsın her mektubu aldığı gibi istediği yere yönlendirirdi sonra genç kız çarşıya inerek ona pembe çiçekli yazma almasını istemişti, çocuğunda aklı karışmıştı. Belkide adını duyduğu ama görmediği bir şeydi çarşıda aradı ama bulamadı annesine yoldan geçen herkese pembe rengi gördün mü hiç gibi sorular sorarak merakını gidermeye çalışıyordu.

Zaman çabucak geçiyordu, genç kız ortalıkta görünmüyordu artık o pembe çiçekli yazma eline ulaşamadan babasına kızın öldüğü haberi gelir. Şok içinde kalır bir acı ne kadar hissedilebilir evlat acısı olunca düşünemeyiz bile kendi kızının o yıpranmış elleriyle tabutunu yapmak belkide acının bambaşka bir kısmıdır. Çocuğun o üzüntüsü belkide en saf üzüntüsüydü ordaki hayat büyümeyi öğretirken, dağlık alanın başka bir ucunda bir nine kulaklarına pembe çiçeklerin olduğunu fısıldamıştı, oraya ağlaya ağlaya koşar adımlarla gitti. İlk defa pembeyle tanışıp güllerinin kokusunu hissetmişti bütün o pembe çiçekleri toplayıp kayıkla cenaze götürülürken arkadaşlarıyla var gücüyle onları serpiştirdiler, tabutun üstüne doğru bir çocuğun en çok gülümsemesi ona hayatın en değerli olabileceği şeyi vermekle başlar o da sevgiydi. Siyah beyaz hayat sürülen o yerde bir çocuğun o duvarları yıkıp hayata aydınlanması belkide yaşanılabilecek en güzel hislerden biridir.
Hazırlayan : Editör

Yorumlar (0)